Hürriyet Emlak, Zomato iş birliğiyle muhitlerin yeme-içme puanlarını göstermeye başladı

Mart 25th, 2017

Türkiye’nin en popüler online ilan servislerinden Hürriyet Emlak, popüler yeme-içme platformu Zomato ile Türkiye’de türünün ilk örneği olan bir iş birliğine gitti. Zomato’nun restoran ve mekan bilgilerini platformuna entegre eden Hürriyet Emlak, kullanıcılarına İstanbul’daki farklı mahalle, semt ve bölgelerin yeme – içme endeksini göstermeye başladı.

Hürriyet Emlak’ın akıllı harita bölümünde görünen bilgiler, Zomato’dan içeriğin dinamik olarak çekilmesiyle elde ediliyor. Entegrasyon sayesinde, Hürriyet Emlak’ta incelediğiniz bir ilanın muhitine göre, Zomato yeme-içme puanını, akıllı haritanın sağ alt köşesinde görüyorsunuz. Zomato Neighbourhood Index adı verilen endeks, bir bölgedeki restoran ve barların sayısı, çeşitliliği, popülerliği ve Zomato kullanıcı puanları üzerinden hesaplanıyor.  Örneğin; yeme-içme ve daha pek çok aktivitenin İstanbul’daki merkezi sayılabilecek Beşiktaş bölgesinin restoran/cafe/bar zenginliği puanı 5.0 üzerinden 4.9 iken, şehir merkezine uzak ve nispeten daha az yerleşim yeri bulunan Çatalca’nın Zomato puanı 1.2 olarak ortaya çıkıyor.

Hürriyet Emlak sadece bir seri ilan sitesi değil

Bugün İstanbul genelinde 29 binden fazla mekanı platformuna dahil ettiğini söyleyen Zomato, yaklaşık 1,5 yıl önce API’larını kullanıma açmıştı. Konuyla ilgili açıklamasında, Zomato’nun Türkiye Ülke Müdürü Oytun Çalapöver, “Zomato’nun toplayıp, derlediği ve güncellediği yeme – içme mekan bilgilerinin ve Zomato kullanıcılarının platform içerisindeki aktiviteleri ile yaptıkları yorum ve puanlar doğrultusunda zenginleştirilen içeriğimizin, özellikle lokasyon bazlı çalışan platformlar için çok uygun olduğunu görüyoruz.  Zomato verileri ile belirlenen Zomato Neighborhood Index puanları sayesinde, Hürriyet Emlak kullanıcıları, emlak ararken bölgedeki restoran, cafe ve barlar, mekân ve mutfak çeşitliliği, ortalama hesap miktarları ve bunun gibi bilgilere erişebilecek, bu sayede satın alma ve kiralama süreçlerini kolaylaştırabilecekler” diyor.

Hürriyet Emlak açısından Zomato vb. iş birlikleri, emlak listelemenin yanına yeni servisler ekleyerek hizmet kalitesini arttırmasını ve rakiplerinden ayrışmasını sağlayabilir. Zira Zomato’nun muhit endeksi, bir bölgenin yaşam kalitesine ilişkin bir veri noktası ve bu, Hürriyet Emlak’ta bugüne kadar eksik olan özelliklerden biriydi. Hürriyet Emlak’ın İş Geliştirme Koordinatörü İsmail Dağgeçen, “Bu iş birliklerindeki amacımız, Hürriyet Emlak kullanıcılarına eskisinden çok daha kapsamlı bir kullanım deneyimi yaşatmak ve ilgilendikleri emlak ilanının çevresel faktörlerini de değerlendirerek karar aşamalarını kolaylaştırmak. Önümüzdeki dönemlerde de farklı entegrasyonlarla içeriğimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz” diyor.  Yani Hürriyet Emlak yeni iş birlikleriyle sadece bir ilan sitesi olmaktan çıkıp önemli bir emlak servisi haline gelme sürecini devam ettirecek.

Kaynak : webrazzi.com

İnsan önyargısı, yapay zekayı ırkçı yapıyor

Mart 24th, 2017

Geçtiğimiz aylarda oldukça ilginç bir güzellik yarışması yapıldı. “İnsan güzelliği” üzerine yapılan yarışmalardan biraz farklılaşmış olan bu yarışmanın temeli yapay zeka ve jüriler 5 adet robot yazılımdı. 100’den fazla ülkeden 6.000 katılımcının fotoğraf göndererek katıldığı yarışma gerçekten ilginç çıkarımlara sahne oldu.

5 yapay zeka yazılımının her birinin farklı kriterleri bulunuyordu:

  • Yaş gruplarına göre kırışıklık miktarına göre puanlama
  • Sivilce ve lekelerin miktarına göre puanlama
  • Kendi ırklarındaki modellere göre benzerliklerin incelenmesi ve puanlanması
  • Yüzün simetrisine göre puanlama
  • Gerçek yaş ve görünen yaş arasındaki farkın tahmini ve puanlanması

Birbirinden karmaşık algoritmalar sonucu 44 finalist belirlendi. Finalistler içerisinde 5 adet Asya kökenli kişi vardı ve sadece 1 adet siyah tenli finalist vardı. Bir başka deyişle 44 finalistin 43’ü beyaz tenli ve sadece 1’i koyu tenliydi.

Oldukça düşündürücü sonuçlar bize insan önyargılarının yapay zekayı nasıl etkilediğini oldukça açık ve net bir şekilde gösteriyor. Microsoft’un ırkçı söylemler nedeniyle kapattığı yapay zeka botu “Tay” bu seçimleri yapsa ancak bu kadar olurdu sanırım.

İstenmeden yapılan bu ve beneri testler sıklıkla “kötü” sonuçlar getiriyor. Yapay zeka teknolojilerinin henüz bebeklik döneminde olduğunu düşünecek olursak bu alanda yapılabilecek oldukça fazla düzenleme olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Fakat asıl “insanlık” olarak henüz almamız gereken çok yol var gibi görünüyor.

Beauty.AI’nin başındaki bilim adamlarından Alex Zhavoronkov, “Microsoft tarafından desteklenen Beauty.AI’nin güzellikleri değerlendiren algoritması oluşturulurken çok büyük fotoğraf setlerine dayanıyordu. Bu tür sonuçların çıkmasının bir kaç nedeni olabileceği gibi cazibe standartlarını oluşturmak için kullandığımız verilerin azlığı da buna neden olmuş olabilir” diyor.

Tabi ki “ırkçı” yapay zeka sadece bu güzellik yarışmasında ortaya çıkan bir durum değil. Buna benzer bir çok örnek daha önceleri de yaşanmış ve problemin önüne geçilebilmesi için erkenden önlemlerin alınması gerekiyor.

2016 yılı başlarında ProPublica tarafında yapılan bir soruşturma, gelecekteki suçluları öngörebilmek için kullanılan yazılımların siyahlara karşı önyargılı olduğunu ve bunun da onlara karşı çok daha sert yaptırımlara neden olabileceğini ortaya koydu.

Yapay zekadaki bu sorunlar genellikle eldeki datanın yetersizliği ve tabi ki kirliliği ile ilgili. Yani ne kadar sağlıklı datalara sahip olursak o kadar tarafsız sonuçlar elde edebiliriz. Dünyanın bir çok bölgesinde yaşayan azınlıkların geri kalan karşısında yeteri dataya sahip olmaması oldukça doğaldır. Bu nedenle özel datalar girilmesi ve filtreleme sistemleri kullanılması, bu önyargılı sonuçların önüne geçilmesini sağlayabilir.

Yaptığımız her bir arama ve tıkladığımız her sonuç, geleceğin yapay zekasına bir yönlendirme olarak gidiyor. Irkçı bir arama yaptığınız zaman veya karşınıza çıkan ırkçılık kokan bir içeriği fazlasıyla benimsediğiniz zaman (sitede fazla zaman geçirmek, beğenmek, paylaşmak, kayıt etmek gibi) bunlar büyük veri setlerinde tanımlanıyor ve karşımıza ırkçı sonuçlar olarak çıkabiliyor.

Bu konuda çok güzel bir örneği yine 2016 yılında yapılan bir Google araması gözler önüne sermiş.

Google’a “profesyonel saç şekilleri” ve “profesyonel olmayan saç şekilleri” araması yapan bir blog yazarı, oldukça ilginç bir sonuçla karşılaşmış. Profesyonel saç şekillerinin tamamında beyaz kadınlar çıkarken, profesyonel olmayan saç şekillerinde siyah kadınlar çıkmış. Üstelik çoğu gayet normal saç şekline sahip. Tüm bunlar, bizim beslediğimiz algoritmaların tekrar bize yansıması.

Sanırım yapay zekayı geliştirmeden önce insanlık olarak bir adım daha ileriye gitmemiz gerekiyor. Bilinçli olarak olmasa bile hala bilinç altımızda yatan önyargıların sonuçları, gelecekte çok daha yıkıcı olabilir.

Kaynak : webrazzi.com

Bu haberi büyük olasılıkla ‘kimin paylaştığına göre’ değerlendireceksiniz!

Mart 24th, 2017

İnternette içerik üreten insanların, muhtemelen robotlar işimizi elimizden alıncaya kadar, hem sevdiği hem de rahatsız olduğu bir konu: Paylaşım. Telif hakları ve bunun bir adım ötesinde emeğe saygı konusunda internet yayıncılığını aklamak, henüz Türkiye’de, mümkün değil. Sosyal ağların ana trafik kaynağı haline gelmesinin doğal bir sonucu olarak ana sayfadan gittikçe uzaklaşan okur için haber neredeyse anonim bir hikayeye dönüşüyor. Öyle ki yazar ya da yayıncısıyla bağı tamamen kesilen haber içeriği ya da yayıncısı yerine, paylaşımcısına göre değerlendiriliyor.

Media Insight Project’in ABD’de bin 400 katılımcıyla yaptığı araştırmaya göre, insanlar gördükleri haberleri güvendikleri bir kaynak tarafından paylaşıldığı takdirde, daha doğru bulma eğilimindeler. Aynı haber güvenilir ve güvenilir bulunmayan iki kaynak tarafından paylaşıldığında, insanlar, güvendikleri kişinin referansıyla okudukları haberin, gerek doğruluk gerek habercilik açısından daha üstün olduğuna inanıyorlar. Araştırmaya katılan insanların yarısı haberi kimin paylaştığını hatırlıyor ancak haberin kaynağını hatırlayanlar beşte birle sınırlı.

Hal böyle olunca insanlar güvenilir kaynaklarının paylaştıkları haberi, yine içeriğinden bağımsız olarak, paylaşmaya daha meyilliler. Güvenilir olarak görülen kaynakların paylaşımları, sosyal ağlarda daha fazla etkileşim alırken, paylaştıkları yayınların newsletter üyeliği alma şansı da daha yüksek.

İnsanların paylaşılan haberlere en çok güvendiği sosyal ağsa, hayır Facebook değil, LinkedIn. İlgili platformlar arasında en az güvenilense Snapchat. Facebook ise haberlere biraz güven duyanların ağırlıkta olduğu bir sosyal ağ.

Sonuçlar, yayıncılar açısından okurlarını aynı zamanda dağıtımcıları olarak görmeleri gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Bununla birlikte okurları da kaynaklara odaklanmak konusunda uyarıyor. Zira sosyal ağlar, sahte haberleri yayabiliyor. Bununla birlikte bilgisi olmadığı halde bir konuda biliyormuş gibi görünmek isteyen çok sayıda kişi, paylaşım etkisini kötüye kullanıyor. Sorumluluk yine okurda.

Kaynak : webrazzi.com

Medium’un 5 dolarlık abonelik servisi ilk üyelerini almaya başladı

Mart 24th, 2017

Dijital yayıncılık alanında kuralları değiştirmek isteyen Medium, abonelik modeli konusunda ilk adımı attı ve sınırlı sayıda kullanıcıyı içeri almaya başladı.

Hatırlarsanız Medium’un kurucu ortağı ve CEO’su Evan Williams, Şubat ayında Medium’un abonelik modeline başlayacağını duyurmuştu. Williams, o gün yaptığı açıklamada çok fazla bilgi vermemişti ancak yeni açıklanan bilgiler de bazı noktaları netleştirmiş değil.

Açıklanan bilgilere göre Medium’a aylık 5 dolar karşılığında abone olunabilecek. Aboneler Medium’un misyonunu desteklemenin yanında özel hikayeler, yeni özellikler ve çevrimdışı okuma gibi 3 açıdan diğer kullanıcılara göre avantajlı olacak. Bu bilgilere dayanarak Medium’a abonelik olmak isteyebilirsiniz ancak maalesef bu henüz mümkün değil. Çünkü abonelik modeli şimdilik sınırlı sayıda kullanıcıya açılmış durumda ve Evan Williams bu kişileri ‘kurucu üyeler’ olarak adlandırıyor.

Diğer yandan sistemin nasıl işlediği konusunda detaylı bilgiler Medium’un abonelik sayfasında da paylaşılmış değil. The Verge’in paylaştığı bilgilere göre Medium ilk aylardaki gelirin tamamını yazarlara ve yayıncılara aktaracak. Yani herhangi bir kesinti yapmayacak. Tabii yazarların ve yayınların nasıl ve ne kadar gelir elde edeceği ise muallak. Evan Williams’ın abonelik modeliyle ilgili yazısı da şu anda sadece abonelere açık olduğu için erişemiyoruz. Ancak Williams, dijital yayıncılığı daha kaliteli bir seviyeye çekme hedefinden bir şey kaybetmemiş gözüküyor.

Daha önce reklam modelini deneyen ve vazgeçen Medium, Ocak ayında çalışanlarının 1/3’inin işine son vermiş, kısa süre önce de Türkiye’deki yerel operasyonlarını sonlandırma kararı almıştı.

Kaynak : webrazzi.com

Twitter, yeni canlı yayın platformunu yarın tanıtacak

Mart 22nd, 2017

Popüler canlı yayın platformu Periscope’un da sahibi olan Twitter, canlı yayın faaliyetlerini bir üst seviyeye çıkartmayı planlıyor. Twitter, canlı yayınların daha profesyonel bir şekilde yapılabilmesi adına geliştirdiği yeni platformu yarın itibariyle tanıtacak. Profesyonel kamera ve mikrofon ekipmanlarıyla canlı yayın yapma imkanı sunmayı hedefleyen Twitter, medya platformlarının da işini kolaylaştıracak.

Periscope Producer servisinin profesyonel ekipmanlarla canlı yayın yapma imkanı tanıdığını da hatırlatalım. Fakat Periscope Producer’ın Twitter’la olan bağının zayıf olması Twitter’ın yeni bir canlı yayın platformu geliştirmesinin en büyük nedenlerinden biri olabilir.

Tanıtılacak olan canlı yayın platformu sayesinde oldukça kolay bir şekilde Twitter hesaplarınız üzerinden profesyonel canlı yayınlar yapmak mümkün olacak. Yarından itibaren Telestream, Livestream Switcher ve Wirecast biri önemli canlı yayın platformlarıyla entegre bir şekilde kullanıma sunulacak olan canlı yayın platformu, Facebook’a karşı atılmış bir adım olarak da düşünülebilir.

Hatırlatmak gerekirse Facebook, geçtiğimiz Nisan ayında canlı yayınlar için geliştirilen Facebook Live platformunu tanıtarak canlı yayın yarışına girmişti. Twitter sözcüsünün konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadığını da ekleyelim. Canlı yayın platformunun tanıtılmasıyla birlikte detayları sizlerle paylaşacağız.

Kaynak : webrazzi.com

Montblanc, Summit modeliyle akıllı saat yarışına girdi

Mart 18th, 2017

Almanya merkezli lüks saat firması Montblanc, dün Londra’da gerçekleştirdiği bir etkinlikle tanıttığı Summit modeliyle birlikte akıllı saat pazarına giriş yapmış oldu. TAG Heuer’dan sonra akıllı saat yarışına giren en önemli saat markası olan Montblanc, Summit modelini 890 dolar fiyat etiketiyle satışa sunacak.

Şubat ayında tanıtılan Android Wear 2.0 işletim sistemini kullanacak olan Montblanc Summit, 1.39 inç büyüklüğünde ve 400 x 400 piksel çözünürlüğünde AMOLED bir ekranla geliyor. 12.5 mm kalınlığında olan Summit, sahip olduğu IP68 sertifikası sayesinde suya ve toza karşı da dayanıklı.

Qualcomm’un akıllı saatler için geliştirdiği Snapdragon Wear 2100 işlemcisinden gücünü alan Montblanc Summit, 512 MB RAM ve 4 GB dahili depolama desteği sunuyor. Bluetooth 4.1 ve Wi-Fi bağlantılarına da sahip olan Summit, LTE, NFC ve GPS desteği sunmuyor.

300 mAh büyüklüğünde bir bataryayla karşımıza çıkan Montblanc Summit, bir günü tamamlayacak bir pil ömrü vadediyor. Montblanc Summit modelinin Avrupa, Kanada, Meksika, Güney Afrika, Tayvan, Hindistan, Güney Kore, Japonya, Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri ve Dubai pazarları için satışa sunulacağını da iletelim.

Günümüz akıllı saatlerinin ortalama fiyatları düşünüldüğünde oldukça pahalı sayılabilecek bir alternatif olan Montblanc Summit, Tag Heuer’ın 1600 dolarlık Connected Modular 45 modeli düşünüldüğünde ise uygun fiyatlı bir alternatife dönüşebiliyor.

Kaynak : webrazzi.com

150 bin KOBİ’ye ulaşan Paraşüt, Akbank ile olan entegrasyonunu duyurdu

Mart 18th, 2017

Türkiye’de son dönemin öne çıkan girişimlerinden biri olan Paraşüt, SaaS modeliyle KOBİ’ler için bir Fintech çözümü olarak konumlanıyor. Aldığımız son bilgilere göre 145 bin kayıt ve 5 bin ‘paid customer’ yani düzenli ödeme yapan müşteriye ulaşan girişim, geçtiğimiz günlerde de Akbank ile işbirliğini duyurdu.

Bildiğiniz gibi KOBİ’ler için bulut tabanlı bir ön muhasebe programı olan Paraşüt, temel olarak işletmelerin finansal operasyonlarına daha az vakit ayırması değer yargısına sahip.

Akbank ile Paraşüt arasında gerçekleşen entegrasyon sonrasındaysa Akbank müşterisi olan Paraşüt kullanıcıları, ödemelerini Paraşüt’ten yapabilecek, hesap hareketlerini otomatik olarak muhasebeselleştirebilecek, tek tıkla müşterilerine e-fatura gönderebilecek.

Entegrasyon sonrasında Paraşüt üyeliği de 3 ay boyunca ücretsiz

Kaynak : webrazzi.com

Girişim Ofisleri’nde bu hafta dijital tasarım stüdyosu Sherpa’nın ofisini ziyaret ettik

Mart 17th, 2017

Webrazzi TV’nin en popüler programlarından olan Girişim Ofisleri’nde bu hafta Sherpa‘nın ofisini ziyaret ettik. Sherpa’nın da bir parçası olduğu DAM Startup Studio‘nun kurucusu Yakup Bayrak‘ın eşlik ettiği ofiste 15 kişi çalışıyor. Ofisin detayları videomuzda

Volvo’nun ilk elektrikli otomobili 2019 yılında karşımıza çıkacak

Mart 15th, 2017

Volvo, geç de olsa elektrikli otomobil yarışına katılıyor. İsveç merkezli ünlü otomobil üreticisi, tamamen elektrikli ilk otomobilini 2019 yılında karşımıza çıkaracağını duyurdu.

Cenevre Otomobil Fuarında gazetecilerle sohbet eden Volvo CEO’su Lex Kerssemakers, elektrikli otomobilleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Elektrikli otomobilin 35 ile 40 bin dolar arasında bir fiyat etiketiyle karşımıza çıkacağını açıklayan Lex Kerssemakers, otomobilin en az 400 km menzile sahip olacağını da belirtti.

Uygun fiyatlı elektrikli otomobiller olan Tesla Model 3 ve Chevy Bolt‘a benzer bir fiyat aralığına konumlandırılacak olan Volvo’nun elektrikli otomobili, her iki modelden de daha uzun bir menzile sahip olacak.

Otomobil hakkında daha fazla bilgi vermekten kaçınan Kerssemakers, menzil konusunun elektrikli otomobiller için çok önemli olduğunu dile getirdi. Son olarak XC90 ve V60 modelleri gibi hibrit otomobiller de üreten Volvo’nun Uber’le birlikle sürücüsüz otomobil testleri yaptığını da hatırlatalım.

Kaynak : webrazzi.com